Etiket: User Experience UX

Logo ve Kurumsal Kimlik, UX/UI Tasarım, Web Tasarım

Startuplar İçin Web Tasarımda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

2 Şubat 2024
startup rocket symbol

Web tasarımı, bir startup için başarının önemli bir unsuru olabilir. Çünkü web siteniz, markanızın dijital vitrini olarak hizmet eder ve potansiyel müşterilerinizin ilk izlenimi üzerinde doğrudan etkisi vardır. Bu nedenle, startuplar için web tasarımında dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

İlk olarak, kullanıcı deneyimi (UX) odaklı bir web tasarımı oluşturmak kritik öneme sahiptir. Kullanıcılarınızın web sitenizi kolayca gezinip istedikleri bilgilere ulaşmasını sağlamalısınız. Basit ve sezgisel bir navigasyon yapısıyla, ziyaretçilerinizin aradıklarını hızlıca bulmalarını sağlayarak memnuniyetlerini artırabilirsiniz.

Ayrıca, web sitenizin responsive olması gerekmektedir. Mobil cihazların yaygın kullanımı göz önüne alındığında, responsive tasarım, farklı ekran boyutlarına uyum sağlayabilen bir web sitesi sunmanızı sağlar. Böylece, ziyaretçilerinizin mobil cihazlarda da sorunsuz bir deneyim yaşamasını sağlayarak potansiyel müşterilerinizle etkileşimi artırabilirsiniz.

Startuplar için web tasarımında güvenlik de büyük bir önem taşır. Web sitenizin SSL sertifikasıyla şifrelenmiş olması, kullanıcıların kişisel verilerinin korunduğunu hissetmelerini sağlar. Ayrıca, düzenli olarak güncellenen ve yedeklenen bir web sitesiyle potansiyel veri kaybı veya güvenlik açıklarını en aza indirebilirsiniz.

Görsel öğelerin doğru kullanımı da startup web tasarımında dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Markanızın kimliğini yansıtan estetik açıdan çekici görseller kullanarak ziyaretçilerin ilgisini çekebilirsiniz. Ancak, aşırı görsel yüklemelerden kaçınmalı ve hızlı yükleme sürelerini sağlamak için optimize edilmiş görüntüler kullanmalısınız.

Son olarak, web sitenizin SEO dostu olması da başarı için kritik önem taşır. Anahtar kelimeleri doğru şekilde kullanarak içerikleri optimize etmek, arama motorlarında daha iyi sıralama elde etmenizi sağlar. Başlıkları ve meta açıklamaları özenle oluşturarak, organik trafik elde etme şansınızı artırabilirsiniz.

Startuplar için web tasarımında dikkat edilmesi gereken noktalar bunlarla sınırlı değildir, ancak bu makalede öne çıkan bazı önemli faktörleri ele aldık. Web sitenizin kullanıcı dostu, responsive, güvenli, görsel açıdan çekici ve SEO uyumlu olmasını sağlamak, startupınızın başarısında önemli bir rol oynayacaktır.

multiple lightbulb designs

Web Tasarımında Başarıya Ulaşmak İçin Startuplar İçin 4 Önemli İpucu

Web tasarımı, herhangi bir startup için başarıya ulaşmanın temel taşlarından biridir. Bir web sitesinin etkileyici ve kullanıcı dostu olması, işletmenin çevrimiçi varlığını güçlendirmek ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için hayati önem taşır. İşte startuplar için web tasarımında başarıya ulaşmanızı sağlayacak altı önemli ipucu:

Hedef Kitlenizi Tanıyın: Başarılı bir web tasarım stratejisi için hedef kitlenizi iyi anlamak kritiktir. Müşterilerinizin kim olduğunu, ihtiyaçlarını ve beklentilerini belirleyin. Buna göre web sitenizin içeriğini, tasarımını ve kullanıcı deneyimini özelleştirin.

Basit ve Etkileyici Bir Tasarım Yaratın: Karmaşık ve karışık bir web sitesi, ziyaretçilerin ilgisini kaybetmesine neden olabilir. Temiz, minimalist ve profesyonel bir tasarım kullanın. Odak noktanızı belirginleştirin, renkleri dikkatli seçin ve okunabilirliği iyileştirmek için doğru yazı tipini kullanın.

Hızlı Yüklenen Sayfalar Sunun: Kullanıcılar internet üzerinde hızlı sonuçlar bekler. Web sitenizin yüklenme hızı, ziyaretçilerinizin sitede kalma oranını etkileyebilir. Optimize edilmiş görüntüler, önbellekleme teknikleri ve azaltılmış HTTP istekleri gibi performans iyileştirmeleri yaparak web sitenizin hızını artırın.

Analiz ve İyileştirme Yapın: Başarıyı ölçmek ve sürekli olarak iyileştirmek için web analitiği araçlarını kullanın. Ziyaretçi davranışını takip edin, sayfa dönüşüm oranlarını izleyin ve kullanıcı geri bildirimlerine önem verin. Bu verileri değerlendirerek web sitenizi daha etkili hale getirin ve müşteri deneyimini sürekli olarak geliştirin.

Web tasarımında başarıya ulaşmak için bu altı önemli ipucunu dikkate almanız gerekmektedir. Startupınızın çevrimiçi varlığını güçlendirmek ve rekabette öne çıkmak için iyi bir web tasarım stratejisi oluşturun.

Kullanıcı Deneyimi ve Dönüşüm Oranları: Startuplar için Web Tasarımın Rolü

Startuplar için başarılı bir web tasarımı, kullanıcı deneyimini ve dönüşüm oranlarını artırmak için kritik bir rol oynamaktadır. Gelişen dijital dünyada, internet üzerinde rekabetin yoğun olduğu bir ortamda işletmelerin çevrimiçi varlıklarının güçlü olması gerekmektedir. Kullanıcılar, etkileyici bir web sitesi aracılığıyla markalarla etkileşim kurmayı tercih ederken, kötü bir tasarım potansiyel müşterilerin kaybedilmesine neden olabilir.

Bir startup olarak, web sitenizin tasarımı, marka kimliğinizi yansıtmalı ve hedef kitlenizle bağlantı kurmalıdır. Öncelikle, anlaşılır ve basit bir kullanıcı arayüzü sunarak ziyaretçilerin sitenizde gezinmelerini kolaylaştırmalısınız. Sayfaların hızlı yüklenmesi ve mobil uyumluluğun sağlanması da önemli bir faktördür. İnsanların akıllı telefonlarını sıkça kullandığı günümüzde, mobil cihazlara uygun bir web tasarımı, kullanıcılarınızın memnuniyetini ve dönüşüm oranlarınızı artırmanıza yardımcı olacaktır.

Bununla birlikte, çekici ve etkileyici içerik üretmek de önemlidir. İyi tasarlanmış bir web sitesi, dikkat çekici başlıklar, ilgi çekici resimler ve kullanıcıların ihtiyaçlarına yönelik bilgilendirici içeriklerle desteklenmelidir. Kullanıcıların sitenizi ziyaret ettiklerinde istedikleri bilgilere kolayca ulaşmalarını sağlamak için okunabilir yazı tipi, doğru renk seçimi ve düzenli bir yapı kullanmalısınız.

Startuplar için web tasarımı, kullanıcı deneyimini iyileştirme ve dönüşüm oranlarını artırma açısından kritik bir rol oynamaktadır. Başarılı bir web tasarımı, anlaşılır bir arayüz, mobil uyumluluk, çekici içerik ve etkileşimli öğelerin birleşimini sağlamalıdır. Bu şekilde, markanızı ön plana çıkararak potansiyel müşterilerinize olumlu bir deneyim sunabilir ve işletmenizin büyümesine katkıda bulunabilirsiniz. Tüm web tasarım ihtiyaçlarınız için web tasarım hizmetleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Genel, SEO, UX/UI Tasarım

SEO’da Resim Optimizasyonu Nasıl Yapılır?

1 Şubat 2024
person hold frame with landscape

SEO, bir web sitesinin arama motoru sonuç sayfalarında daha üst sıralarda yer almasını sağlamak için yapılan bir dizi teknik işlemi içerir. Bu süreçte resim optimizasyonu da önemli bir rol oynar. Birçok web sitesi sahibi, metinlerine odaklanırken resimlerini ihmal edebilir, ancak resim optimizasyonu SEO açısından büyük bir fark yaratabilir. İşte SEO’da resim optimizasyonunu gerçekleştirmenin bazı ipuçları:

İyi kalitede ve uygun boyutta resimler kullanın: Web sitenizde kullanacağınız resimlerin yüksek çözünürlüklü ve iyi kalitede olmasına dikkat edin. Ancak, aşırı büyük resimler sayfa yüklemesini yavaşlatabilir, bu nedenle dosya boyutlarını optimize etmek önemlidir.

Anlamlı dosya adları ve alternatif metinler (alt etiketleri) kullanın: Resimlerin dosya adları ve alt etiketleri, arama motorlarına resim içeriğini anlatmanın bir yoludur. Anahtar kelimeleri kullanarak dosya adlarını ve alternatif metinleri tanımlayın ve resmin içeriği hakkında bilgi verin.

Resim dosyalarını sıkıştırın: Sıkıştırma, resim dosyalarının boyutunu küçültmek ve sayfa yükleme hızını artırmak için kullanılan bir yöntemdir. Resim dosyalarını sıkıştırarak hem kullanıcı deneyimini geliştirebilir hem de SEO performansınızı artırabilirsiniz. Resim sıkıştırma ipuçları için okumaya devam edin.

Resim açıklamaları ekleyin: Resimleriniz için açıklayıcı ve ilgi çekici başlıklar veya açıklamalar ekleyin. Bu, kullanıcıların resimleri daha iyi anlamalarını sağlar ve arama motorlarına içeriğinizle ilgili daha fazla bilgi sunar.

Uygun resim biçimlerini kullanın: JPEG, PNG veya GIF gibi uygun resim biçimlerini tercih edin. JPEG genellikle fotoğraflar için daha uygundur, PNG şeffaflık gerektiren grafikler için idealdir ve GIF hareketli görüntüler için kullanılır.

Resim optimizasyonu, SEO stratejinizin önemli bir parçasıdır ve web sitenizin arama motoru sonuçlarında daha üst sıralarda yer almasına yardımcı olabilir. Yukarıda belirtilen ipuçlarını takip ederek resimlerinizi optimize edebilir ve kullanıcıların görsel içeriğinizi daha iyi anlamasını sağlayabilirsiniz. Unutmayın, resimlerinizi insanlar ve arama motorları için optimize etmek, web sitenizin genel SEO performansını artıracaktır. SEO uyumlu web tasarımın temel ilkelerini anlattığımız yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Resim Sıkıştırmada Kullanılan Eklenti ve Araçlar

Resim sıkıştırma konusunda hızlıca çözüme yaklaşmak için bir kaç eklenti ve araçtan bahsedebiliriz. Sitenizde bir eklenti kullanıyor olun ya da olmayın kullanacağınız görseli yeniden boyutlandırmak ve kalitesini kaybetmeyecek kadar sıkıştırmak her zaman en iyi fikirdir.

Squoosh sitesi sayesinde sadece resimlerinizi ilgili alana sürükleyerek yeniden boyutlandırabilir, sıkıştırabilir ve dosya formatını değiştirebilirsiniz. Gerçekten iyi sonuçlar veren pratik bir yoldur.

Converter for media eğer wordpress bir websiteniz varsa size harika bir çözüm sunacak ve görsellerinizi webp’ye çevirecektir. Bu yenilikçi dosya formatıyla görselleriniz daha küçük bir boyuta kavuşacaktır ama siz yine de squoosh kullanmadan sitenize görselleri aktarmayın. Unutmayın ki görsel boyutunda hedefimiz 80 kilobyte ve altı.

Converter for media eklentisini ilk kurduğunuzda geçmiş tüm resimlerin dosyaformatını çevirmesi için kendiniz manuel bir işlem başlatmalısınız ardından otomatik olarak dönüştürmeyi açtığınızda sitenize yeni eklediğiniz görselleri eklenti kendisi otomatik olarak webp formatına dönüştürecektir.

Photopea ile hem resimler üzerindeki bazı değişiklikleri gerçekleştirip hem de çıktısını alırken pixel boyutunu değiştirebilir ve sıkıştırma yapabilirsiniz. Önerdiğimiz üç uygulama da ücretsiz kullanım şekline sahip olup converter for media eklentisinin avif formata çeviri yapmak istendiğinde premium sürümü bulunmaktadır.

working with screens
working with screens

SEO’da Görsel Optimizasyonunun Önemi: Resimlerin Arama Motorlarındaki Rolü

Görsel optimizasyon, SEO stratejilerinin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Çünkü resimler, web sitelerinde sunulan içeriğin kalitesini ve kullanıcı deneyimini büyük ölçüde etkileyen unsurlardır. Ayrıca arama motorlarının da resimleri indekslemesi ve sıralamada dikkate alması, görsel optimizasyonun önemini daha da artırmıştır. İsterseniz SEO (arama motoru optimizasyonu) hizmetimizi inceleyebilirsiniz.

İlk olarak, doğru şekilde optimize edilmiş resimler, web sayfalarının hızını artırır. Sayfa yüklenme hızı, hem kullanıcı deneyimi hem de arama motoru sıralaması için kritik bir faktördür. İyi optimize edilmiş resimler, dosya boyutunu azaltırken kaliteyi korur ve bu da sayfa yüklenme süresini önemli ölçüde azaltır.

Arama motorları, resimleri indeksleyerek içerikleri kategorize etmeye ve sıralamaya yardımcı olur. Resimlerin alt metni (alt tag), açıklaması ve dosya adı gibi veriler, arama motorlarına resmin içeriği hakkında bilgi sağlar. Doğru anahtar kelimeler kullanılarak yapılan görsel optimizasyon, resmin arama sonuçlarında daha görünür olmasını sağlar.

Görsel optimizasyon aynı zamanda web sitelerinin organik trafiğini artırabilir. Arama motorlarında yapılan görüntü aramaları, kullanıcıları doğrudan ilgili web sayfasına yönlendirebilir. İyi optimize edilmiş resimlerle birlikte etkileyici başlık ve açıklamalar kullanmak, tıklama oranını artırarak daha fazla ziyaretçi çekebilir.

Kullanıcı deneyimi açısından da görsel optimizasyon büyük bir öneme sahiptir. Kullanıcılar, ilgi çekici ve yüksek kaliteli resimlerle donatılmış bir web sitesinde daha uzun süre kalma eğilimindedir. Bu da sitenin hemen terk edilme oranını azaltır ve arama motorlarında daha üst sıralarda yer almasına yardımcı olur.

SEO’da görsel optimizasyonun önemi giderek artmaktadır. Resimlerin doğru şekilde optimize edilmesi, web sitelerinin hızını artırır, arama motoru sıralamasında daha görünür hale gelmesini sağlar, organik trafiği artırır ve kullanıcı deneyimini iyileştirir. Bu nedenle, SEO stratejileri oluştururken resimleri göz ardı etmemek ve onları etkili bir şekilde optimize etmek önemlidir.

SEO Uyumlu Resim Dosyaları: Hangi Formatları ve Boyutları Kullanmalıyız?

Web sitesi sahipleri için SEO uyumlu resim dosyaları kullanmak, çevrimiçi görünürlüklerini artırmak ve arama motorlarında daha iyi sıralamalar elde etmek açısından hayati önem taşır. Ancak, doğru formatları ve boyutları seçmek her zaman kolay olmayabilir. Bu makalede, SEO uyumluluğunu sağlamak için kullanabileceğiniz resim formatları ve boyutları hakkında bilgi vereceğim.

İlk olarak, resim formatlarından bahsedelim. En yaygın olarak kullanılan resim formatları JPEG, PNG ve GIF’tir. JPEG formatı, yüksek kaliteli görüntüler sunarken dosya boyutunu küçültmek için sıkıştırma teknikleri kullanır. Bu format genellikle fotoğraflar için tercih edilir.

PNG formatı, daha yüksek kalitede görüntüler sunar ve şeffaf arka planlarla uyumlu çalışır. Daha az sıkıştırma sağladığı için dosya boyutu genellikle JPEG’e kıyasla daha büyük olabilir. Bununla birlikte, şeffaflık veya daha keskin kenarlar gerektiren grafikler için idealdir.

GIF formatı ise hareketli resimler ve animasyonlar için kullanılır. Ancak, bu format sınırlı renk desteği ve düşük kalite nedeniyle fotoğraflar için ideal değildir. Genellikle logosu veya simgesi gibi basit grafiklerde tercih edilir.

Bunların haricinde webp ve avif gibi yenilikçi formatlarda bulunmaktadır. Resimlerinizi daha fazla sıkıştırmak için bu yeni nesil dosya formatlarıyla çalışmayı deneyebilirsinizi.

Resim boyutlarına gelince, hedef kitlenizin cihazlarına uygun optimize edilmiş boyutları kullanmanız önemlidir. Yüksek çözünürlüklü görüntülerin dosya boyutları büyük olabilir ve yavaş yükleme sürelerine neden olabilir. Optimize etmek için, resimleri gereksiz piksellerden temizleyin ve sıkıştırma araçlarını kullanın. Bu, hem kaliteyi korumaya hem de dosya boyutunu küçültmeye yardımcı olacaktır.

SEO uyumlu resim dosyaları kullanmak için JPEG, PNG veya GIF formatlarını tercih etmeli ve boyutları optimize etmelisiniz. Güzel bir denge bulmalısınız – yüksek kaliteli görüntüler sunarken aynı zamanda dosya boyutunu kontrol altında tutmayı başarmalısınız. Bu şekilde web sitenizin performansını artırabilir, ziyaretçilerin ilgisini çekebilir ve arama motorları tarafından daha iyi sıralamalar elde edebilirsiniz.

SEO İçin İdeal Alt Metinler: Resimlerde Anahtar Kelime Kullanımı Nasıl Olmalı?

Resimler, bir web sitesinin görsel çekiciliğini artırmanın yanı sıra, arama motoru optimizasyonunda da önemli bir rol oynar. Ancak, çoğu kişi resimlerin alt metinlerinin (alt etiketlerin) SEO açısından ne kadar kritik olduğunu fark etmez. Alt metinler, resimleri tanımlamak ve arama motorlarına ne hakkında olduklarını anlatmak için kullanılan metin parçacıklarıdır.

Anahtar kelimenin alt metinlere yerleştirilmesi, resimlerin arama sonuçlarında daha iyi sıralanmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte, alt metinlerin çok fazla anahtar kelime içermesi, kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebilir ve spam olarak algılanabilir. Bu nedenle, alt metinlerin doğal ve akıcı bir şekilde anahtar kelimeyi içermesi önemlidir.

Öncelikle, her resmin alt metninin benzersiz ve açıklayıcı olması gerekmektedir. Anahtar kelimeyi alt metne dahil ederken, resmin içeriğiyle ilgili ayrıntılı bir açıklama yapmak önemlidir. Örneğin, eğer bir resim “koşu ayakkabısı” ise alt metinde “kadınlar için rahat koşu ayakkabısı” gibi bir ifade kullanmak, resmin içeriğini doğru bir şekilde tanımlamaya yardımcı olur.

Ayrıca, alt metinlerin kısa ve öz olmasına dikkat etmek önemlidir. Arama motorları, daha kısa ve net metinleri daha fazla tercih eder. Kullanıcılar da hızlı bir şekilde resimlerin ne hakkında olduğunu anlamak isterler. Bu yüzden, alt metinlerin okunması kolay, anlaşılır ve özlü olması gerekmektedir.

SEO için ideal alt metinler, resimlerin açıklayıcı, akıcı ve doğal bir şekilde anahtar kelimeleri içeren metinlerden oluşmalıdır. Doğru alt metin kullanımı, web sitenizin arama sonuçlarında daha iyi sıralanmasına ve kullanıcıların ilgisini çekmesine yardımcı olabilir.

Genel, UX/UI Tasarım

Statik Ekranlardan Yaşayan Sistemlere Geçiş 2026 UX/UI Tasarım Trendleri

25 Ocak 2024
Wireframe Çalışması Yapan Tasarımcı

Bir süredir şunu fark ediyorum. Tasarım konuşmaları hızla görsele kayıyor, sonra da konu kapanıyor. Oysa 2026 UX UI tasarım trendleri dediğimiz şey, sadece yeni bir estetik dalgası değil. Arayüzün doğası değişiyor. Sabit ekran mantığından, bağlama göre kendini ayarlayan yaşayan sistemlere doğru bir kayış var. Kullanıcı aynı ürüne giriyor ama her seferinde aynı şeyi istemiyor. Arayüzün de bunu “anlaması” bekleniyor.

Bu yazı, kullanıcıyı başka sayfalara taşımadan, tek seferde kafada oturtacak şekilde ilerliyor. Abartı yok. Sihirli değnek yok. Sadece sahada işleyen yaklaşımlar, riskler ve bu işin tasarım sistemi, front end, ürün metrikleri gibi taraflara gerçek etkisi.

Yaşayan arayüz fikri neyin cevabı

Statik UI döneminde senaryolar daha temizdi. Şu ekran, şu buton, şu akış. Bugün ise aynı ürün içinde bile kullanıcıların niyeti çatallanıyor. Biri hızlıca kontrol etmek için geliyor, biri sorun çözmek için geliyor, biri kıyas yapmak için geliyor, biri sadece “bir bakıp çıkacak”. Ürünler büyüdükçe bu niyet çeşitliliği artıyor. O noktada tek bir akışla herkesi mutlu etmek zorlaşıyor.

Yaşayan arayüz dediğimiz şey, her an her şeyin değişmesi değil. Daha mütevazı ama daha etkili bir şey. Önceliklerin ve sunumun bağlama göre ayarlanması. Kimi zaman içerik sıralaması değişiyor. Kimi zaman aksiyonlar öne çıkıyor. Kimi zaman detaylar saklanıyor, kimi zaman açılıyor. Böylece kullanıcı “burada ne yapacağım” diye düşünmek yerine, işi bitirmeye odaklanıyor.

Bunun etkisini en net iki yerde görürsün. Biri karar anları olan B2C ürünler. Ödeme, rezervasyon, satın alma, iptal gibi. Diğeri veri yoğun B2B ürünler. Dashboard, raporlama, yetki, süreç yönetimi gibi. İki dünyada da ortak ihtiyaç şu: bilişsel yükü azaltmak, güveni korumak, kontrol hissini kaybetmemek.

Generative UI daha sakin bir çerçevede

Generative UI yani Gen UI, kulağa büyük geliyor. Bazı anlatımlarda sanki tüm ekranlar anlık üretiliyormuş, tasarım dosyası tarihe karışıyormuş gibi bir hava var. Pratikte en iyi çalışan yaklaşım o değil. Daha gerçekçi olan, Gen UI’ı sınırlı alanlarda, kontrollü adaptasyon için kullanmak.

Gen UI’ı şöyle düşün. Arayüzün bazı parçaları, kurallar dahilinde esneyebilir. Bu esneme, tasarım sisteminin sınırlarını aşmadan olur. Yani ürünün kimliği dağılmaz, kullanıcı “başka bir uygulamaya mı geçtim” hissi yaşamaz. Sadece arayüz, o anki niyete göre daha iyi bir düzen kurar.

Mesela arama sonuçları sayfası. Kullanıcı belli bir hedefle arıyorsa, filtre ve sıralama seçenekleri daha görünür olabilir. Kullanıcı keşif modundaysa, görsel ve kategori vurgusu artabilir. Onboarding tarafında kullanıcı bir amaç seçtiyse, gereksiz adımlar elenir ve akış kısalır. B2B’de raporlama ekranında, aynı veri seti farklı rol için farklı önceliklerle sunulur. Yöneticiye özet, uzmana detay.

Burada kilit kavram niyet tabanlı mimari. Intent based architecture denen yaklaşım, kullanıcı neden burada sorusunu merkeze alır. Tasarım açısından da işin ağırlığı şu noktaya kayar: niyeti nasıl okuyoruz ve niyete göre hangi parçalar esneyebilir.

Bu noktada hata yapmaya çok açık bir yer var. Ekipler bazen şunu yapıyor: her şeyi esnetmeye kalkıyor. Sonuç tutarsızlık. Kullanıcı alışkanlık geliştiremiyor. Diğer uçta da hiçbir şeyi esnetmiyorlar, fırsat kaçıyor. Bu yüzden Gen UI, az ama doğru yerlerde uygulandığında değer üretir.

Tasarım sistemi tarafı da burada değişiyor. Komponent kataloğu mantığı tek başına yetmiyor. Tokenlar, durumlar, boşluk ritmi, tipografi ölçekleri, içerik tonu, hata dili, erişilebilirlik kuralları… yani ürünün davranışını sabitleyen kurallar seti önem kazanıyor. Gen UI “tasarımcıyı devre dışı bırakır” diye korkulan yer, aslında tasarımcıyı daha kritik bir role taşır. Çünkü sistemin sınırlarını çizen kişi tasarımcıdır. Ne asla değişmeyecek, ne hangi durumda sadeleşecek, kullanıcıya nasıl açıklanacak, güven nerede kurulacak.

Agentic UX kullanıcıyla çalışan deneyim

Agentic UX, kullanıcının yanında çalışan ajan fikri. Komut bekleyen bir araç değil de, hedefe giden yolda seçenek sunan bir yardımcı. Bu yaklaşım gerçekten güçlü, ama kötü tasarlanırsa kullanıcıyı ürkütür. Çünkü ajanlar hızla “kontrolü alan” tarafa kayabilir.

İyi bir agentic deneyimde ajan, proaktif davranır ama görünmezliğini korur. Yani kullanıcıyı gereksiz bildirimlerle boğmaz. Tam tersine sürtünmeyi azaltır. B2C tarafında örnek çok. Bir finans uygulaması şüpheli bir durumu yakalayıp kullanıcıyı sakin bir dille yönlendirebilir. “Bunu durdurdum, çünkü şu sinyali gördüm, istersen geri alabilirsin” gibi. Kullanıcı hem korunur hem de kontrolü hisseder.

B2B tarafında daha da net. Proje yönetim aracı, teslim tarihleri çakışınca otomatik çözüm önerisi çıkarabilir. Kaynakları yeniden dağıtır, riskli görevleri işaretler, hatta yeni bir plan taslağı oluşturur. Ama kritik nokta şudur: son söz kullanıcıda kalır. Ajan “yaptım bitti” demez, “şunu öneriyorum” der.

Güveni büyüten şey, açıklama ve izlenebilirlik. Explainable AI denen yaklaşım, burada arayüz tasarımının bir parçası haline geliyor. Kullanıcı, ajanın neden bu kararı verdiğini görmek ister. Bu bazen tek satırlık bir açıklamadır. Bazen de küçük bir gerekçe kartı. Ama mutlaka vardır. Çünkü belirsiz karar, güvensizlik üretir.

Bir diğer mesele dilin tonu. Ajanlar fazla kendinden emin konuştuğunda itici oluyor. İnsanlar gerçek hayatta belirsizliği bilir. “Kesinlikle bunu yap” yerine “bunu öneriyorum, sebebi şu, istersen alternatifler var” gibi bir ton daha iyi çalışır. Bu hem daha insani, hem de daha güvenli.

Kontrol tarafında da üç temel taş var. İzin yönetimi. Geri alma. Kayıt. Kullanıcı ajanın hangi alanlarda yetkili olduğunu net görmeli. İstediği an durdurabilmeli. Bir aksiyonu geri alabilmeli. Kurumsal ürünlerde de kim neyi ne zaman yaptı sorusuna cevap veren bir iz bırakılmalı. Bunlar yoksa agentic deneyim kısa sürede tedirgin edici hale gelir.

ui design
ui design

Tasarımcı rolü daha sistemli hale geliyor

Bu dönüşümün en büyük etkisi aslında mesleğin rol tanımında. Tasarımcı artık sadece ekran çizen kişi değil. Sistem davranışını kurgulayan kişi. Ürünün sesini, sınırlarını, etik çizgisini koruyan kişi.

Yeni kaslar burada öne çıkıyor. Veri okuryazarlığı. Çünkü niyet ve bağlam sinyalleri veriyle okunuyor. Etik sınırlar. Çünkü öneri ile manipülasyon arasındaki çizgi ince. İçerik kurgusu. Çünkü ajanlar ve değişken arayüzler dil üzerinden güven kuruyor. Ve tabii tasarım niyetini koda taşımak. Tokenlar, durumlar, etkileşim kuralları, motion davranışları… bunların ekip içinde yaşayan bir sisteme dönüşmesi gerekiyor.

Bu yüzden tasarım ve geliştirme arasındaki mesafe doğal şekilde kapanıyor. “Figma teslim ettim” modeli tek başına yetmiyor. Tasarım sistemi ile üretim sistemi daha yakın çalışmak zorunda.

Görsel dilde iki güçlü akım

İşin görsel tarafı da boş değil. Ama 2026’da görsel trendler tek başına konuşulmuyor, çünkü performans ve erişilebilirlik etkisi daha görünür hale geldi.

Bir uçta cam benzeri yüzey dili var. Liquid Glass benzeri yaklaşım, derinlik ve katman hissini öne çıkarıyor. Arayüz düz bir yüzey gibi değil de, ışıkla oynayan katmanlar gibi hissediliyor. Premium hissi verebilir. Duygusal bir etki yaratır. Ama veri yoğun ekranlarda okunabilirliği zorlayabilir, düşük cihazlarda maliyeti artabilir. Bu yüzden “her ürüne olur” diye düşünmek riskli.

Diğer uçta Neo Brutalism yükseliyor. Sert tipografi, yüksek kontrast, daha ham bir estetik. Bunun bir nedeni, herkesin aynı pürüzsüz görüntüye yaklaşması. İnsan eli değmiş hissi yeniden değer kazandı. Bir diğer neden de hız. Bu yaklaşım çoğu zaman daha hafif, daha net, daha okunabilir. B2B ürünlerde özellikle güçlü. Çünkü amaç süs değil, karar verme hızıdır.

İyi haber şu: Bu ikisi birbirine düşman değil. Çok ekip hibrit kullanıyor. Vitrin ve keşif alanlarında daha duygusal bir dil, iş ve operasyon ekranlarında daha net bir dil. Asıl mesele, görsel dili ürün stratejisiyle birlikte seçmek.

Bento grid daha standart bir düzen haline geliyor

Bento grid, kartlı düzenin olgunlaşmış hali gibi. Her kutu bir mikro alan. Hiyerarşi net. En önemli bilgi daha büyük bir alanda duruyor. Bu düzen özellikle dashboard ve kontrol panellerinde çok güçlü çalışıyor.

B2B’de kullanıcı çoğu zaman tarayarak karar verir. Bento, tarama rotasını düzenler. B2C’de de hesap özetleri, abonelik yönetimi, ayarlar gibi alanlarda toparlayıcı bir etki verir.

Bento’nun en sık tökezlediği yer, kart enflasyonu. Her şeyi karta çevirdiğinde ekran kalabalıklaşıyor, kullanıcı nereye bakacağını şaşırıyor. Diğer hata, tüm kartları eşitlemek. Her şey aynı büyüklükte olunca hiyerarşi kayboluyor. Bento’nun gücü, önem farkını net göstermesinde.

Figma Nedir?

Spatial computing etkisi sadece XR ile sınırlı değil

Spatial computing ve visionOS tasarım prensipleri, göz odağı ve mikro jestlerle yeni bir etkileşim grameri getirdi. Her ekip XR ürünü yapmıyor ama bu alandan öğrenilecek dersler var.

En basiti hedef boyutları. Göz ve jest etkileşimi, küçük hedeflerde hata üretir. Bu da bize şunu hatırlatıyor: mobil ve web arayüzlerinde de hedef alanları daha cömert yapmak çoğu zaman daha iyi. Focus geri bildirimi de burada kritik. Kullanıcı nereye odaklandığını anında anlamalı. Geri bildirim sadece görsel olmak zorunda da değil. Ses ve haptik gibi sinyaller, özellikle kritik aksiyonlarda güveni artırır.

Bir de multimodal düşünceyi besler. Kullanıcı sadece dokunmaz. Bakar, konuşur, sürükler, seçer. Bu çeşitlilik, erişilebilirlik tarafında da ciddi avantaj.

Motion artık dekor değil, anlam taşıyan bir dil

Motion design uzun süre “güzel dursun” katmanı gibi kullanıldı. 2026’da bu yaklaşım zayıflıyor, çünkü yaşayan arayüzlerde kullanıcıya sürekli bir şey anlatman gerekiyor. Ne değişti. Neden değişti. Bir şey kaydedildi mi. Hata mı oldu. İşlem ne kadar sürecek.

Burada interaktif animasyonlar öne çıkıyor. Animasyon sadece oynatılan bir sahne değil, durumlara tepki veren bir davranış haline geliyor. Bu yüzden state machine mantığıyla çalışan yaklaşımlar daha çok konuşuluyor. Lottie gibi çözümler hâlâ çok yaygın ve pratik. Ama etkileşim arttıkça davranış tarafı önem kazanıyor.

Web tarafında da geçişler daha akıcı hale geliyor. Ama burada asıl hedef, sinema efekti değil. Kullanıcıya yön duygusu vermek. Bir sayfadan diğerine geçtiğinde “nereye gitti” hissi kaybolmasın. Motion doğru kullanıldığında, kullanıcıyı hızlandırır. Yanlış kullanıldığında ise yorar.

Ve evet, reduce motion tercihi artık yan seçenek değil. Bazı kullanıcılar hareketten gerçekten etkileniyor. Sistem bunu saygıyla ele almalı.

Green UX sürdürülebilirlik metrikleşiyor

Green UX konusu bir süre “iyi niyet” olarak kaldı. Şimdi daha somut. Sayfa ağırlığı, veri transferi, gereksiz medya, aşırı script bağımlılığı… bunlar sadece hız sorunu değil. Enerji tüketimi demek.

Bu yüzden tasarım kararları, teknik kararlarla daha fazla birleşiyor. Görsel formatı seçimi. Font stratejisi. Video kullanımı. Animasyon yoğunluğu. Kullanılmayan kütüphaneler. Bunların hepsi kullanıcı deneyiminin parçası.

Green UX’i iyi yapan ekiplerde ortak bir şey var. Ölçüyorlar. “Sayfa kilosu” gibi hedefler belirleyip, bunu tasarım ve geliştirme ortak hedefi yapıyorlar. Sonra küçük ama etkili adımlarla ilerliyorlar. Daha hafif görseller. Daha az font isteği. Daha az gereksiz kod. Sonuç sadece karbon değil, hız ve memnuniyet olarak da geri dönüyor.

Erişilebilirlik WCAG yaklaşımı ve nöroçeşitlilik

Erişilebilirlik, sonradan eklenen kontrol listesi olunca hep geç kalınıyor. 2026’da erişilebilirlik daha net şekilde ürün kalitesi olarak ele alınıyor. Çünkü yaşayan sistemler, daha fazla varyasyon üretiyor. Varyasyon artınca risk de artıyor. Kontrast kaçabiliyor. Focus kaybolabiliyor. Motion aşırıya kaçabiliyor. Dil karmaşıklaşabiliyor.

WCAG tarafında daha olgun bir değerlendirme yaklaşımı konuşuluyor. Bu, ekiplerin kademeli iyileştirme yapmasını kolaylaştıran bir bakış. Yani tek seferde mükemmel olma baskısı yerine, sürekli iyileştirme modeli.

Nöroçeşitlilik konusu da burada önemli. Dikkat dağıtan hareket ve bildirimleri azaltmak. Okunabilirlik seçenekleri sunmak. Odak modları. Daha sakin ve anlaşılır içerik dili. Bunlar “ekstra” değil, daha fazla insanın ürünü rahat kullanması demek.

ux design

Tipografi ve multimodal arayüzler daha bilinçli büyüyor

Tipografide iki teknik yaklaşım öne çıkıyor. Fluid typography ve variable fonts.

Fluid typography, metnin farklı ekranlarda daha doğal ölçeklenmesi. Çok küçük ekranda ezilmemesi, büyük ekranda da aşırı büyüyüp dağılmaması. Variable fonts ise doğru kullanılırsa dosya sayısını azaltıp performansa katkı sağlar. Ama yanlış kullanılırsa tam tersi olur. Çok fazla ağırlık ve geniş karakter seti yüklenirse dosya şişer. Yani burada da ölçüm şart.

Multimodal arayüzler tarafında da ses, görsel, dokunma ve jest birlikte düşünülüyor. Kullanıcı bazen yazar, bazen konuşur, bazen fotoğrafla anlatır. Bu çeşitlilik, özellikle hız ve erişilebilirlik açısından değerli. Bir görev için tek giriş biçimine mahkum olmamak, deneyimi büyütür.

Son söz

2026’da trendleri yakalamak, yeni bir görsel dil seçmekten daha büyük bir iş. Arayüzü yaşayan bir sistem gibi kurmak gerekiyor. Bu da güven, kontrol, performans, erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik gibi başlıkları tasarımın içine gömmek demek.

Gen UI ve Agentic UX bu resmin önemli parçaları ama mucize değil. En iyi sonuç, sakin ve kontrollü uygulandığında geliyor. Ürünün kimliğini koruyup kullanıcıyı yormadan işi bitirtmek. Bence 2026’nın en gerçek trendi bu.

Yazıyı okuyan ekipler için küçük bir kapanış notu. Eğer yarın sabah işe başlarken bir şey seçeceksen, şu üç alan en hızlı etkiyi verir: tasarım sistemini kurallarla güçlendirmek, motionu anlam taşıyan bir dile çevirmek, erişilebilirliği teslim standardı yapmak. Sonra agentic özellikleri küçük bir alanda dene, ölç, genişlet. Büyük dönüşümler böyle daha kolay olacaktır.

Sık sorulan sorular

2026 UX UI tasarım trendleri içinde en kritik değişim ne

Arayüzün statik ekran olmaktan çıkıp bağlama göre öncelik değiştiren bir sistem gibi davranması. Bu değişim, tasarım kararlarını metrikler ve süreçlerle daha sıkı bağlar.

Generative UI ile kişiselleştirme aynı şey mi

Değil. Kişiselleştirme çoğu zaman aynı düzen içinde içerik değiştirir. Gen UI daha çok bazı bölgelerin kurallar dahilinde uyarlanmasıdır. Ürün tarafında en sağlıklısı kontrollü adaptasyondur.

Agentic UX kullanıcı güvenini nasıl etkiler

Doğru tasarlanırsa güveni artırır çünkü kullanıcıya yük bindirmez. Yanlış tasarlanırsa kontrol hissini zayıflatır ve tedirgin eder. Açıklama dili, izin yönetimi ve geri alma burada belirleyicidir.

Liquid Glass her üründe kullanılmalı mı

Hayır. Premium vitrin deneyimlerinde etkili olabilir ama veri yoğun ekranlarda okunabilirlik ve performans dengesini zorlayabilir. Ürün bağlamına göre karar vermek gerekir.

Erişilebilirlik tarafında ekipler nereden başlamalı

Kontrast, focus durumları, klavye ile gezilebilirlik, reduce motion gibi temel başlıkları teslim standardı haline getirmek iyi başlangıçtır. Sonra bunu düzenli test ritmine bağlamak gelir.

Green UX için en hızlı kazanım nerede

Görsel formatlarını hafifletmek, font kullanımını sadeleştirmek ve gereksiz script yükünü azaltmak genelde hızlı fark yaratır. Ölçüm yoksa yönetmek zordur, o yüzden sayfa ağırlığı hedefi koymak işe yarar.

Genel, UX/UI Tasarım, Web Tasarım

Web Sitenizde Yapılmaması Gereken 7 Hata

12 Şubat 2021

Web siteleri, günümüzde işletmelerin ve markaların dijital dünyada varlık göstermeleri için önemli bir araçtır. İyi tasarlanmış ve kullanıcı dostu bir web sitesi, potansiyel müşterilere ve iş ortaklarına ulaşmak, marka bilinirliğini artırmak ve satışları artırmak için gereklidir.

Ancak, web sitesi tasarımında yapılan bazı hatalar, sitenin başarısına zarar verebilir. Bu hatalar, kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebilir, arama motorlarında sıralamayı düşürebilir ve potansiyel müşterileri siteden uzaklaştırabilir.

Bu makalede, web sitenizde yapmamanız gereken 7 hatayı inceleyeceğiz. Bu hataları önlemek, web sitenizi daha başarılı ve etkili hale getirmenize yardımcı olacaktır.

1. Yavaş Yükleme Hızı

Web sitenizin yükleme hızı, kullanıcı deneyimi için kritik öneme sahiptir. Araştırmalara göre, web sitesinin yükleme hızı 3 saniyeden fazlaysa, kullanıcıların %35’i siteyi terk ediyor. Web kullanıcılarının dikkatleri ve sabrı çok azdır. NNGroup araştırmasına göre : Kullanıcıların dikkati 10 sn. ile sınırlıdır.

Web sitenizin yükleme hızını iyileştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Resimlerinizi optimize edin. Resimlerinizin boyutunu küçültün ve kaliteyi düşürmeden sıkıştırın.
  • Gereksiz kodları kaldırın. Web sitenizin kodunda gereksiz kodlar varsa, bu sitenin yükleme hızını yavaşlatabilir.
  • Bir CDN (Content Delivery Network) kullanın. Bir CDN, web sitenizin içeriğini dünyanın her yerindeki kullanıcılara daha hızlı sunmanıza yardımcı olabilir.
Load Bar
Yükleme Göstergesi

2. Yetersiz Navigasyon

Ziyaretçilerinizin web sitenizde gezinmesini kolaylaştırmak için iyi bir navigasyon sistemi önemlidir. Kullanıcılar, aradıkları bilgiyi kolayca bulabilmeli ve sitenin farklı bölümlerine kolayca erişebilmelidir.

Web sitenizin navigasyonunu iyileştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Daha fazla bağlantı kullanın. Kullanıcıların aradıkları bilgiyi bulmalarına yardımcı olmak için web sitenizde daha fazla bağlantı kullanın.
  • Bağlantılarınızı açık ve net bir şekilde etiketleyin. Bağlantılarınızın etiketleri, kullanıcıların bağlantının nereye götüreceğini kolayca anlamalarını sağlamalıdır.
  • Ana sayfanızın önemini vurgulayın. Ana sayfanız, web sitenizin giriş noktasıdır. Bu nedenle, ana sayfanızı açık ve net bir şekilde tasarlamanız ve önemli bilgileri vurgulamanız önemlidir.
Yeni Sekme
Yeni Sekme

3. Yanıltıcı veya Yanlış Bilgiler

Web sitenizde yanlış veya yanıltıcı bilgiler yer almamalıdır. Bu, kullanıcı güvenini zedeleyebilir ve potansiyel müşterileri siteden uzaklaştırabilir.

Web sitenizdeki bilgileri doğrulamak için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Kaynaklarınızı doğrulayın. Web sitenizdeki bilgileri güvenilir kaynaklardan alın.
  • Bilgilerinizi düzenli olarak güncelleyin. Bilgileriniz güncel değilse, yanlış veya yanıltıcı bilgiler içerebilir.
  • Kullanıcı geri bildirimlerini alın. Kullanıcılarınızdan geri bildirim almak, web sitenizdeki bilgilerin doğruluğunu ve güncelliğini sağlamanıza yardımcı olabilir.
Reklam
Promosyonlar

4. Kötü Kullanıcı Arayüzü (UI)

Kötü bir kullanıcı arayüzü, kullanıcıların web sitenizi kullanmasını zorlaştırabilir ve siteden uzaklaşmalarına neden olabilir.

Web sitenizin kullanıcı arayüzünü iyileştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Kullanıcı odaklı olun. Web sitenizi tasarlarken kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz önünde bulundurun.
  • Basit ve anlaşılır olun. Web sitenizin tasarımı basit ve anlaşılır olmalıdır.
  • Akılda kalıcı olun. Web sitenizin tasarımı, kullanıcıların zihninde kalıcı olmalıdır.
Video Oynatıcı

İşte web sitenizin kullanıcı arayüzünü iyileştirmenize yardımcı olabilecek bazı ipuçları:

  • Web sitenizin tasarımını kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz önünde bulundurarak yapın. Web sitenizi tasarlarken, kullanıcıların web sitenizi nasıl kullanacaklarını düşünün. Kullanıcıların web sitenizi kullanırken karşılaşabilecekleri zorlukları ve engelleri tespit etmeye çalışın.
  • Web sitenizin tasarımını basit ve anlaşılır olacak şekilde yapın. Web sitenizin tasarımı, kullanıcıların web sitenizi kolayca anlayabilmesi için basit ve anlaşılır olmalıdır.
  • Web sitenizin tasarımını akılda kalıcı olacak şekilde yapın. Web sitenizin tasarımı, kullanıcıların zihninde kalıcı olacak şekilde olmalıdır.

5. Mobil Uyumluluk

Günümüzde, insanların büyük bir kısmı internete mobil cihazlardan erişiyor. Bu nedenle, web sitenizin mobil uyumlu olması önemlidir.

Web sitenizi mobil uyumlu hale getirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Web sitenizi responsive tasarımla tasarlayın. Responsive tasarım, web sitenizin farklı ekran boyutlarına ve çözünürlüklere uyumlu olmasını sağlar.
  • Mobil cihazlar için özelleştirilmiş içerik ve özellikler oluşturun. Mobil cihazlar için özelleştirilmiş içerik ve özellikler, kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

6. Yetersiz İçerik

Web sitenizin içeriği, kullanıcıların ilgisini çekmeli ve onlara değer katmalıdır. Yetersiz içerik, kullanıcıların siteden uzaklaşmasına neden olabilir.

İşte web sitenizin içeriğini iyileştirmenize yardımcı olabilecek bazı ipuçları:

  • Web sitenizin içeriğini oluştururken, kullanıcıların ilgi alanlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurun. Web sitenizin içeriğini oluştururken, hedef kitlenizin ilgi alanlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurun. Bu sayede, web sitenizin içeriği kullanıcıların ilgisini çekebilir ve onlara değer katabilir.
  • Web sitenizin içeriğini düzenli olarak güncelleyin. Web sitenizin içeriğini düzenli olarak güncelleyerek, içeriğinizin güncel kalmasını sağlayabilirsiniz. Bu sayede, web sitenizin içeriği arama motorlarında daha üst sıralarda yer alma şansına sahip olabilir.
  • Web sitenizin içeriğini kaliteli ve özgün olacak şekilde oluşturun. Web sitenizin içeriği, kaliteli ve özgün olmalıdır. Bu sayede, web sitenizin içeriği kullanıcıların ilgisini çekebilir ve onlara değer katabilir.

7. Yetersiz SEO Çalışmaları

Web sitenizin arama motorlarında görünür olmasını istiyorsanız, SEO çalışmaları yapmanız önemlidir.

Web sitenizin SEO’sunu iyileştirmek için aşağıdakileri yapabilirsiniz:

  • Web sitenizin içeriğini optimize edin. Web sitenizin içeriğini, arama motorları tarafından daha kolay bulunabilmesi için optimize edin.
  • Web sitenizin teknik SEO’sunu iyileştirin. Web sitenizin teknik SEO’sunu iyileştirerek, web sitenizin arama motorlarında daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde yüklenmesini sağlayabilirsiniz.
  • Web sitenizin backlink profilini geliştirin. Web sitenizin backlink profilini geliştirerek, web sitenizin arama motorlarında daha üst sıralarda yer alma şansını artırabilirsiniz.

Sonuç

Web sitenizin başarısı, web sitenizin kalitesine ve kullanıcı deneyimine bağlıdır. Bu nedenle, web sitenizi tasarlarken ve oluştururken bu faktörleri göz önünde bulundurmanız önemlidir. Bu makalede, web sitenizde yapmamanız gereken 7 hatayı inceledik. Bu hataları önlemek, web sitenizi daha başarılı ve etkili hale getirecektir. Sizde hatasız bir web tasarım için bizimle iletişime geçin.

Mobil Uygulama, UX/UI Tasarım, Web Tasarım, Web Yazılım

Responsive Web Tasarımı Ne Demek ve Avantajları Nelerdir?

9 Temmuz 2019

Responsive Web Tasarımının Önemi ve Uygulamaları

Responsive web tasarımı, günümüzdeki web sitelerinin temel bir gerekliliği haline gelmiştir. Bu yaklaşım, bir web sitesinin farklı ekran boyutları ve cihaz türlerine uyum sağlamasını sağlar. Bu, sitenin her öğesinin – içerik, düzen ve görüntüler – çeşitli cihaz ekranlarına göre esnek bir şekilde ayarlanmasını ve optimize edilmesini içerir.

Responsive tasarım, CSS3 ortam sorguları, esnek gridler ve akışkan görüntüler kullanarak gerçekleştirilir. Bu teknikler, içeriğin cihazın ekran genişliğine göre yeniden boyutlandırılmasını ve yerleştirilmesini sağlar, böylece kullanıcıya her cihazda tutarlı ve etkili bir görselleştirme sunar. Bu, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirir ve sitenin herhangi bir cihazda kolayca gezinilebilir olmasını sağlar.

Responsive Tasarımın Avantajları:

  1. Geliştirilmiş Kullanıcı Deneyimi: Responsive tasarım, farklı cihazlarda sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sağlar. Kullanıcılar, cihazlar arasında tutarlı bir deneyim yaşar ve içerik kolayca erişilebilir ve okunabilir olur.
  2. Daha Az Bakım Gereksinimi: Tek bir responsive web sitesi, birden fazla cihaz sürümüne göre ayrı ayrı siteler oluşturma ihtiyacını ortadan kaldırır. Bu, hem zaman hem de maliyet açısından tasarruf sağlar.
  3. Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) Avantajları: Google gibi arama motorları, responsive web sitelerini destekler ve önerir. Mobil uyumluluk, SEO performansını doğrudan etkileyen bir faktördür.
  4. Düşük Tıklama Oranlarını Azaltma: Eğer bir web sitesi mobil cihazlarda düzgün görüntülenmiyorsa, kullanıcılar genellikle siteden hızla ayrılır. Responsive tasarım, bu tür yüksek tıklama oranlarını önlemeye yardımcı olur.
  5. Geniş Uyumluluk: Responsive tasarım, çoğu modern web tarayıcısı tarafından desteklenir, bu da içeriğin çeşitli platformlarda ve tarayıcılarda tutarlı bir şekilde görüntülenmesini sağlar.

Responsive Tasarım Önerileri:

  • Mobile-First Yaklaşımı: Tasarıma mobil cihazlardan başlamak, ekranlara uyum sağlama sorunlarını azaltır ve sayfanın aşırı yüklenmesini önler. Bu yaklaşım, tasarımcının öncelikle en kısıtlı ekran boyutlarına odaklanmasını sağlar ve daha sonra daha büyük ekranlara genişletir.
  • Akışkan Tasarım: Piyasadaki çeşitli cihaz ve ekran boyutlarını göz önünde bulundurarak, içeriğin akışkan ve statik olmayan boyutlara sahip olması önemlidir. Bu, kullanıcıların içeriği herhangi bir cihazda sorunsuz bir şekilde görüntüleyebilmelerini sağlar.

Sonuç olarak, responsive web tasarımı, modern web geliştirmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Kullanıcıların artan mobil kullanımı ve çeşitli cihazlardaki web erişimi göz önünde bulundurulduğunda, responsive tasarım, her web geliştirme projesinin temel bir unsuru olarak kabul edilmelidir. Bu yaklaşım, kullanıcı deneyimini iyileştirmek, SEO performansını artırmak ve genel site etkileşimlerini güçlendirmek için hayati öneme sahiptir.

UX/UI Tasarım

Projeleriniz İçin İyi Bir UX Tasarımı Nasıl Oluşturulur?

10 Mayıs 2019

Formsuz Olun: Yaratıcılığın Akışkanlığı

Bruce Lee’nin biçimsizlik üzerine yaptığı tanımlama, tasarım dünyasına da büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Lee, “Aklını boşalt, biçimsiz ol. Şekilsiz, su gibi. Bir bardağa su koyarsanız, bardak haline gelir. Bir şişeye su koyarsanız, şişe haline gelir. Bir demlik içine koydun, demlik haline gelir. Su ol dostum.”

Diyerek, akışkanlık ve uyumun önemini vurgular. Tasarımda da bu yaklaşım, yaratıcılığın ve yeniliğin anahtarlarından biridir.

Formsuz olan tasarımcı, yaratılışın çeşitliliğini içselleştirir, farklı yaklaşımları takdir eder ve hızlı evrimleşen akışı yakalar. Böylece, konvansiyonel olmayan, sıradışı çözümler sunarak yeni keşiflerin kapısını aralar. Yaratıcılık, mevcut formların, stillerin ve yöntemlerin ötesine geçebilmeyi gerektirir. Bu formlar, başka birinin görselleştirdiği nesnellik ve yorumlamalara dayanır; ancak her tasarımcının kendi gerçekliği ve yorumu vardır. Mevcut eğilimleri kopyalamak yerine, bu eğilimlerden sadece faydalı olanları özümseyip, kendine özgü bir yaratıcılık sergilemek önemlidir.

Örneğin, mobil uygulama tasarımında Android ve iOS için standart tasarımlara saplanmak yerine, insan odaklı bir yaklaşım benimsemek, tasarımcıları daha geniş bir farkındalık seviyesine taşır. Bu yaklaşımda, tasarımlar doğal ve doğadan ilham alarak oluşturulur. Böylece, sınırlamalar yerine olanaklar üzerine odaklanılır.

Tutarlı Olun: Kullanıcı Deneyiminin Önemi

UX (Kullanıcı Deneyimi), UI (Kullanıcı Arayüzü) unsurlarının, işlevlerinin, içeriğinin ve kontrollerin yerleşimiyle tutarlılık sağlayarak, uygulamada tanıdık bir his ve güven oluşturmayı hedefler. Tutarlılık, kullanıcıların doğal öğrenme süreçlerini destekler ve sonraki kullanımlarda bilişsel yükü azaltır. Bu, uygulamanın sezgisel ve basit kullanımını sağlar.

İyi tasarlanmış ve mantıklı bilgilerle desteklenen bir uygulama, hata yapma olasılığını azaltır ve kullanıcılara uygulamayı kendi istedikleri şekilde keşfetme özgürlüğü verir. Tutarlı bir uygulamanın en büyük avantajı, en az dirençle çalışmasıdır. Kuvvet, kuvvetsiz bir şekilde karşılandığında, daha iyi bir amaç için kullanılabilir ve yönlendirilebilir.

Kullanıcılara çekici bir uygulama sunmak yerine, onların rahat ettiği ve doğal olarak çekildiği bir uygulama yaratmak daha önemlidir. Kullanıcılar, sadece simetri ve huzur sağlandığında kendilerini rahat hissederler.

Ve Son Olarak, Basitleştirin: Kullanıcı Merkezli Tasarım

Teknoloji geliştikçe, insan çabalarını otomatikleştiren ve süreçleri verimli hale getiren bir araç olarak öne çıkar. Ancak, bu durum bazen insan ve bilgisayar arasında daha fazla arayüz ve etkileşime yol açabilir. Etkileşimler arttıkça, teknoloji kullanımı daha hantal hale gelebilir.

İyi bir tasarım, insan ve bilgisayar etkileşimlerini en aza indirerek, kullanıcı deneyimini iyileştirir. En iyi kullanıcı deneyimi, aslında görünmezdir; kullanıcının günlük aktiviteleriyle doğal olarak uyum sağlayan desenler ve ritimlerle bütünleşir. Steve Jobs’un da dediği gibi:

“Basit, karmaşıktan daha zordur: Düşüncenizi basitleştirmek için temiz tutmak için çok çalışmak zorundasınız. Ama sonuçta buna değer, çünkü oraya bir kez vardığınızda dağları hareket ettirebilirsiniz.”

Tasarımda sadelik, karmaşık görevleri ortadan kaldırmak veya önemli bilgileri kaybetmek anlamına gelmez. Bunun yerine, UI öğeleri ve kullanılabilirlikleri arasında bir denge bulmak, kullanıcıların işleri rahatça ve ritmi bozmadan tamamlayabilmesini sağlar. İyi bir tasarım, var olmayanın ötesine geçer ve deneyimsiz bir deneyim yaratır. Bu, kullanıcıların gereksinimlerine doğrudan yanıt veren, ancak onları aşırı yüklemeyen bir tasarım anlayışını gerektirir.

 

 

UX/UI Tasarım

UX ve UI Aynı Şey Değildir, UI UX’in Altkümesidir

8 Nisan 2016

ux-uiİnternet dünyasının durdurulamaz büyümesi, birçok farklı uzmanlık alanının önem kazanmasına neden oldu. Bu alanlar içerisinde özellikle UI (User Interface) ve UX (User Experience) terimleri sıkça duyulmaktadır. Ancak bu iki kavram arasındaki farkı tam anlamıyla kavrayamayan profesyoneller de mevcut. Bu nedenle, UI ve UX arasındaki farkları ve bu alanların web tasarımındaki önemini açıklığa kavuşturmak faydalı olacaktır.
devamını oku